2017-2018 Eğitim -Öğretim Yılında...

Koca bir yıla neler sığmaz ki...!
Peki koca bir Kavun sığarmı ?


O güzelim beyinlere öğretmenim isterse eğer,farkındaysa,bilgili,ilgili,araştırmacı cin gibi ise o cinolara ne güzel bir dünyanın kapısını açar,

"Açıl susam açıl " Üç kere demesine gerek kalmadan,o güzel kapıların anahtarları,her bir çocuğun gözlerinde saklı..

Anahtarları kayıp olan çocuklar ise hep bir yerlerde saklı...


*************************

Onlardan biri ile tanışmıştım yıllar önce,bulunduğumuz şehre yeni tayini çıkmıştı,biz eski öğretmenler onlara ev bulmuştuk,
Ve o zamandan sonra da arada görüşürdük,hayat telaşı ve mahallelerin uzak olması,okul değişiklikleri nedeni ile de yıllar sonra rahatsızlığı sebebi ile geçmiş olsuna gitmiştim kendisine...

O koca öğretmen arkadaşım gitmiş,küçücük bir kız çocuğu oturuyordu karşımda,saçları sıfırlanmıştı.

-- Çok modern olmuş bayıldım saçlarına,biliyormusun ben de böyle kısacık çok kestiririm iyi oluyor arada ferahlıyor insan.Dedim.

-Ben ferahlayamadım, ama..
Dedi zorla gülmeye çalışırken,

Bir an saçmaladığımı farketsem de,devam ettim yine de,insanları teselli etmekten nefret ederim zaten.
Doğal olan yaşanan neyse o kişinin anlattığı kadarını dinlemek yeter değil mi ?

Yok işte, doğal olanı zamanla tecrübe edip ancak, öğreniyor insan.

Teselli edeceğim ya ısrarla...!

- Küçük kız çocuğu gibi hissetmek iyi gelir bana da ondan.Kısa şaçları da o yüzden çok severim hafiflerim sanki her şeyden,diye devam ettim..

- Ah Merih'cğim keşke...! Hafiflemeyi ne çok isterdim bir bilsen...

Çocukluğuma dönsem ve o koca koca peliklerimi örse babaannem,okula  koşsam yine de o saçlarım bana yük olmaz.
Elimde de koca bir kavun olsa,okula gitsem, yine de ağır gelmez benim kollarıma,

"Kollarım kanatlarım kırılmazdı taa çocuk yaşta belki de...."

Dedi uzaklara daldı o güzel çocukluğunun saklandığı,boncuk mavi gözleri.

--- Çanta-kitap olmasada bir defterin vardı elbet. Ne alaka KAVUN dedim...

--- Kavun zehir-zıkkım olaydı ya....!Kavun evet KAVUN ; Benim bir yılıma ve belkide hayatımın gidişatına sebep oldu kimbilir.

Diye devam etti,gözleri buğulu...,

"ilkokul öğretmenime keşke bir kavun götürebilseydim.Babaannemde cimri kadın dı,sanki ne...!
 Bir kavunu esirgediydi,öğretmenimden.
Babaannemin ( Kilerinde çok olurdu,kışın yemek için kavun-karpuz-üzüm vb.sebze.)

Bunu nereden duymuşsa öğretmenim,arkadaşları ile kış kıyamet de bir gün erzaksız kaldılar zar..
Rakı içeceklermiş kavun istemişler nenemden o da yok demiş.
Öğretmenim inanmamış,çok kızmış ,neneme .
Bana ondan sonra, hep kötü davrandı,bitirme sınavlarını da kaçırdım o yüzden,kasabaya gitmem gerektiğini de söylememiş bize,

Ve ben o seneyi köyde ırgatlık yaparak geçirdim,

Taa...Öte sene dedem de- nenem de çok istiyordu okumamı takip ettilerde sınavlara girdim,şansım yaver gitti öğretmen olabildim.

Ben çok istiyordum okumayı,ya okuyamasaydım,ya dedem-nenem okutmasaydı babam-anam zaten çocuk yaştalardı o zaman.

O bir sene öyle zor geçti ki bilemezsin...

Neneme kızıp dururken,bir de öğretmenime ne içerlendim...Ne içerlendim..."


İşte beyin kanaması geçirip banyo da düşerken bir filim şeridi gibi  bütün  bunlar geçiyor muydu acaba  arkadaşımın aklından...Bilinmez...!

Evet arkadaşıma geçmiş olsun diyemedim...Geçmiyordu ne yazık ki bu tür travmalar,
bir ömür boyu kolay kolay geçmiyordu...
Hala,etkisindeydi bu beyin ameliyatı sonrası neler bekliyordu onu o da bilmiyordu...

********************

Ve zil çaldı öğretmenim gözlerim belki cin gibi bakıyor sana...
Belki de içinde bütün korkularımın anahtarları saklı,onları bulup,doğru anahtarlarla,doğru kapıları açmam ancak sana bağlı...

LÜTFEN....
Öğretmenim bana biraz sabır ve Sevgi...
Gösterir seversen,bir yılımın değil bir ömür mutluluğumun  vebalini  sen de çekersin, besbelli...