Kayıtlar

Eylül, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kara Tren geçikir,ama yine gelirdi...

Resim
Okullarda şubat tatili olunca,hemen Sarıkamış'a halalara gidilir.
Şubat ayında kara kışın en beyaza yakın,gözleri kamaştıran anlarında,istasyon kalabalık,gürültülü,kokulu bir yerdir...

Çocuk heyacanla annesinin elini sımsıkı tutar,kara trene biner hiç üşümezdi.
Tren kompartımanı sıcacık olur,
"Tahgrıt,tahgrıt,tahgrıt"çıkan seslerden hiç korkmazdı,
o ses
"yaşasın,yaşasın,yaşasın"Halana gidiyorsun ! der,gibi gelirdi ona...

Halasını çok severdi hele,Kerem enişte dedesi gibiydi.Hiç sinirlenmeyen,komik insanlardı ikiside.
Bir kızları vardı evli uzaklarda,başka çocukları olmamış,
akrabaların bütün, çocuklarını,çocukları gibi sever kollar ve tatillerde de  herkese kuçak açarlardı.
Hele Kerem eniştenin kucağı,
Kendi babasından,görmediği,babakuçağı böyle bir şeydi,
Göbişli,ince yünle, örülmüş beyaz zarif, süveterinin nakışları,tren yolu desenindeydi,halası çok güzel örgüler örerdi,Kerem enişte; çocuklarla şakalaşır,hiç kızmazdı kimselere,masallar anlatırdı...
Halası ; …

Doğal Olmayan Her Şeyden,Uzak Ben..!

Resim
Yöresel falan derken bozdum kafayı,doğal şeylerle bu aralar.

Sonbahar mevsiminin en güzel özelliklerinden biri de,
Mevsiminde,yetişen sebze ve meyvelerin gerçek tadını farkeden
Tat duyum sayesinde,damak tadımın değişmesinde.

Pazara gitmek bu mevsimde hoşuma gider mesala,
Domatesin,yeşiliklerin,turşulukların kendine has kokusunu,en iyi pazar
yerinde bulabilir içime sindirir,depolamak isterim,..!

Çocukluğumu hatırlatan,en doğalından elimde kalan kokularmış anlaşılan.
Doğal olan ne varsa hayatımda yanımda kalan o olsun isterim şu an,
SONBAHAR benim için en  iyi ANKARA da yaşanan...


Doğal.... Çorum leblebisi ,pencerelerden gelen,güneşle birlikte şarkı söyleyen rüzgar eşliğinde 

Bir doğal dost ablanın hediyesi yıldız kaselerin içinde,doğal bir örtü üstünde,

Doğal halindeyken çok güzel olan, eskimiş  ekmek sepetinin,yorgun görümününde,

Kırkyama örtülerin sabrında,renk cümbüşünde,iğne ile kuyu kazmanın,arkadan iş çevirmeden,yüzüne yüzüne acıda olsa söylenmenin acısı,kadar değildir iğne bats…

OMAÇ yerseniz kilo almazsınız.Hem de bir dirhem bile .

Resim
Eşimin memleketi,ÇORUM ve ,
Yöresel yemeklerden de "OMAÇ" kahvaltılıkları meşhur.
Babaannemizin de yufkaları ve çörekleri meşhur.
Köyden gelen yufkalardan yaptığım bu,"OMAÇ" ı, tanıtayım istedim,sizlere

Yufkaları minik minik parçalara bölüyorsunuz,


Tereyağına kırılmış köy yumurtalarını,babaannemizin tabiri le" kaygana"yapıyor,
Yumurtaları kavurmak gibi bir şey.Ama fazla karıştırmadan.
Minik parçalara bölünmüş yufkaları,tereyğında kavrulmuş yumurtaların içine karıştırıp,kavurmaya devam ediyorsunuz...
Miss bir tereyağı kokusu ortalığı, alınca tamamdır.


Yanında babaannemizin taze onun deyimiyle,"maydeniz,döürotu,hıyar,taze soğan,domates,çökelek"le yanında çayla afiyetle yiyorsunuz.

En ilginç ve bana garip gelen önceleri, sonraları alışıyorsunuz.BU karışımı birde yufkanın içine koyup,dürüm yapıp yiyiyorsunuz...!
Ve ne hikmetse kilo almıyorsunuz...İNANMAYIN bal gibi alıyorsunuz.


Tabii bu arada Topiş bu kokuyu alır almaz yanınızda biter.

Eeeeeee Topr…

Bir Şeylerin Kırılması İyidir.

Resim
Garip gelebilir ama ben,bir şeyler kırılınca çok üzülmem,                                                     Annemden alışkanlık,şartlanmayla ilgili bir durumdur bu                                                     Kötü enerjileri aldığına inanır rahatlarım.

Bu küçük heykelciği 3-4 yıl önce yapmıştım,bir şekilde kırıldı,
Varsın kırılsın yenisini,yaparım.


Yapmaya çalıştığım bu kadın  figürün bir eksiği vardı sanki ?

Soğuktu-yapay bakıyordu-Pinokyonun burnu gibi gittikçe uzuyor gibiydi,

Dedimya genelde üzülmem kırılan nesnelere. Kolay kolay da bir nesne kırmam.   Can sağolsun,yeter ki insanlar kırılıp-dökülüp--saçılıp-atılmasın...?





Geç kalmadan Bayrama,

Resim
Ben Kurban bayramının 1.günlerini sevmem,
2.Gününe aha da yetişdim işte.

Bayramlarımız olsun,düğünlerimiz davullu-zurnalı,
şehit ve mutsuz çocukların olmadığı,

Gülen-art niyetsiz kıskançlıktan uzak,içten merhaba diyen,

Başkalarının başarıları ve mutluluğuna da sevinen,
İnsanların çok olduğu günlerde gülmek-eğlenmek dileğiyle....


Bu elbisemi önceden,dikmiş göstermiştim ama giymemiştim.



Üzerimde nasıl durmuş ama ! Etekler baza fırfırından söylemiştim,

Üzerini anacığımın çeyiziniden,kırlenti bozuk yapmıştım.Kanaviçesine kıyıp atamamıştım ki...? Danteli de taaa Bulgaristan'dan gelen göçmen,teyzemizden....

kapınıza gelmiş bayramlığını giymiş bu kıza artık gönlünüzden ne koparsa sevgilerimle kızlarrrrr sizi seviyorummmmm.....

Küçük İnsanlar ve ayakkabıları...

Resim
İlk  karakalem çalışmalarımdan , Yavruların ilk ayakkabıları olduğundan,kıvrımları önemlidir.





Ve ayakkabıları; En iyi marka,ortepedik,kaliteli vb.Özen,gösterilir o ilk adımlar atılırken, İlk adım ayakkabısı, Hayatını adımlarken,koşup-zıplarken,tay tay dururken ne müthişler değil mi ? Peki ilk öğrendiği,hakkaniyet duygusunu,nasıl verdik ?
"En iyi düşünürden,pedegogdan,Mevlana'dan,Yunus'dan,Veysel'den,Aziz Nesin'den" Öğrenip ,etkilenip,uyguladık mı acaba ?
Hakkını koru !Kimseye kendini ezdirme dedik durduk da ?

Hak yeme...! Kimseyi ezme...!
Hakka giden yolu,sakın....! bozmamayı, Biz büyükler ne kadar,bu konuda kendimizi terbiye ettik... H A K K A N İ Y E T  tin,gerçekten hakkını ne kadar verdik.

Büyük İnsanlara Masallar.

Resim
KABAK
Masal bu ya !

Bir varmış bir yokmuş,Allah'ın günü çokmuş.

Günlerden bir gün,Derviş kılıklı,üstü-başı yırtık,başı kel bir kişi,berbere gelmiş.
--- Sakal traşı olacağım müsaitmisin ? diye berbere sormuş.
Berber
--- Müsaitim buyur otur diye koltuğu göstermiş.
derviş kılıklı adam koltuğa daha yeni oturmuşken,içeri saçlı-başlı,giyimli-kuşamlı ama çirkin bakışlı,iri-yarı bir adam girmiş.

Dervişe söyle bir bakış fırlatıp,çirkin birde kahkaha atmış.
--- Sen bu kabak başınla mı traş olacaksın,kalk bakalım oradan,"KABAK" demiş,
dervişi yakasından tuttuğu gibi kaldırmış koltuğa kendisi oturmuş.
Bir taraftan da konuşup duruyormuş,

--- Kes bakalım berber efendi ! Kes de elin saç görsün,saç, saç bu saç KABAK değil tamam mı ? Diye dalga geçe geçe bir hal olmuş,

  Saçı kesilene traşı bitene kadar da,dervişe laf atıp,hakaretler ederek dervişin başı ile alay edip KABAK,KABAK diye devam etmiş.

  Derviş  zorbalıkla sırasını alan bu adama,tek laf bile etmeden sırasını beklemiş.

  Çirk…

Zümrüd-ü Anka !

Resim
S   İ   M   U   R   G  : ( Anka Kuşu )


Efsane bu ya;
Kendi küllerinden yeniden hayat bulan Anka kuşu.

Bilgi ağacında yaşayan,bilge Zümrüd-ü Ankanın ;
Diğer adı SİMURG gözyaşları her derde deva,
Tüylerinin,her biri bir kötülüğe,karşı siper...imiş...!
Yaşlanınca kaf dağın en tepesinde,kuru otlarla yuvasını yapar,içinide özel bir sıvı ile sıvar,ölümü beklermiş.
Güneş ışınlarının etkisiyle yanan yuvada,kendiside kül olur.
Küllerin içinde bir yumurtasını bırakırmış,
O küller arasından tekrar canlanan yavru,
Anka Kuşunun soyunu sürdürürmüş...

              D İ R İ L İ Ş  >>>>>Gerçekleşirmiş.




Anka Kuşuna ulaşmak !

Yedi derin vadiyi aşıp,Kaf Dağına ulaşmak !
Allah'ın Dağı,
İşte ne yapacaksak sanki...


Kaf Dağı herkese göre değişir.
Peki sen ne hissedersin ?
 Kaf Dağına çıkarsan ? Ya da çıkmak istermisin ? Yoksa Kaf Dağındamısın  zaten...


Kaf dağı adından etkilenip mi çıkmak istersin?
Kaf Dağına çıkma fikri mi heyacanlandırır seni.
Kaf Dağına çıkarken eğlenirim mi dersin ?
Ka…

B A R I Ş Beklerken ?

Resim
RESİMLER KONUŞURKEN BEN SUSTUM;
Emeği geçenlerin ellerine sağlık,Netten alınmıştır.